KADINLARDA HORMON BOZUKLUĞU

KADINLARDA HORMON BOZUKLUĞU BELİRTİLERİ VE HORMONLAR
Hormon bozukluğu çok geniş bir kavramdır. Sadece kadınlarla ve gebelikle ilgili hormonları kapsamaz, bütün hormonlarla ilgili bozuklukları kapsar. Erkeklerde de bazı hormonal bozukluklar olabilir. Ancak hormon bozukluğu terimi kullanıldığında kadınlar tarafından öncelikle adet düzeni, tüylenme ve infertilite (kısırlık), gebelik ile ilgili hormonlar anlaşılır, bu yazıda da bu hormonlardan bahsedilecektir.

Ülkemizde hormon bozukluğu terimi çok yaygın kullanılmasına rağmen herzaman doğru ve yerinde kullanılmamaktadır maalesef. Gerçekte kadınlarda çok az hastalık hormon bozukluğuna bağlı gelişir. Her adet bozukluğunun, her tüylenmenin, her kısırlığın sebebi hormon bozukluğu değildir hatta bu durumların az bir bölümünde hormon bozukluğuna rastlanır.

Hormon bozukluğu teriminin en sık kullanıldığı durumların başınca özellikle genç yaşlarda görülen aşırı tüylenme ve kıllanmada artış durumu gelir. Hirsutismuz denilen bu durumlarda aslında çoğu zaman hormon değerleri normaldir, tahlillerde de çoğu zaman normal görülür. Buna rağmen hemen hemen her tüylenme artışı hormon bozukluğu gibi adlandırılmaktadır halk arasında, bu yanlıştır. Tüylenmede artış konusunda detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Aşırı tüylenme hormonlarda bozukluğa bağlı olabileceği gibi çoğunlukla yapısal olduğu (özellikle esmer tenlilerde) görülür. Bazı ırklarda normal miktarda olan tüylenmeyi hasta aşırı sanabilir. Polikistik over sendromuna bağlı aşırı tüylenme olabilir. Bazı tüylenme durumlarında hormonlar artmamıştır ancak kıl foliküllerinin hormonlara duyarlılığı artmıştır.

Hormon bozukluğu terimin sıklıkla kullanıldığı bir diğer durum da adet düzensizlikleridir. Adet düzensizlikleri ve çeşitleri konusunda detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Adet düzensizliği bazen kadınlık hormonları denilen (FSH, östrojen v.b) hormonlardaki bozukluklara bağlı olabilir, bazen guatr (TFT, T4, T3) hormonlarındaki bozukluklara bağlı olabilir. Ancak adet düzensizliği şikayeti ile başvuran hastaların çoğunluğunda (yaklaşık %80-90’ında) hiçbir hormonda bozukluk saptanmaz, tahliller normal çıkar. Bu nedenle her adet bozukluğundan hormonal bozukluk gibi bahsetmemek gerekir. Başta stres, emzirme, bazı ilaçlar, depresyon gibi durumlar olmak üzere birçok neden kadınların adet düzenini etkileyebilir ve başka hastalıklara bağlı da adet düzensizliği görülebilir. Adet düzensizliği şikayeti olan kadınların çok büyük kısmında da herhangi bir hastalık veya hormon bozukluğu saptanmaz.

Tabiki bazen özellikle menopoza yakın yaşlarda (45-50) yaşlarında hormonlarda bozukluk saptanabilmektedir. Nadiren genç yaşlarda da yumurtalık hormonları veya guatr hormonları gibi hormonlarda bozukluk saptanabilmektedir. ,

YUMURTLAMA BOZUKLUĞU

Yumurtlama (ovulasyon) normalde üreme çağındaki kadınlarda her ay 1 kere olan ve bu sayede adet (mens) görme, üreme gibi fonksiyonların devamını sağlayan, kadın vücudundaki hormonal değişimlerin ana sebeplerinden birisidir. Yumurtlama yani yumurta çatlaması hakkında ayrıntılı bilgiye buaraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Yumurtlama problemi (bozukluğu) nedir?
Yumurtlama problemi kısırlık (infertilite) nedenleri arasında en sık nedenlerden birisidir. “Ovulatuar disfonksiyon” şeklinde de adlandırılır. Kadınlarda kısırlık nedenlerinin yaklaşık üçte biri yumurtlama problemleri ile ilgilidir. Burada yumurtlama problemi veya yumurtlama bozukluğu derken kasıt genellikle yumurtlama düzensizliğidir yani kadında yumurtlama olur ancak düzensiz ve seyrek olur, her ay düzenli olmaz, bu nedenle adetleri de düzensiz olur. Nadiren hiç yumurtlama olmaması gibi durumlar da yumurtlama problemi tanımı içine girer, bu hastalara daha az rastlanır ve hiç adet göremezler.

Yumurtlama bozukluğu (problemi) nedenleri:
Yumurtlama düzensizliği stres ve bazı hastalıklara bağlı gelişebilir, bu sebepler hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Nedenler arasında en sık görülenlerden birisi polikistik over hastalığıdır (PCOS) ancak her yumurtalama düzensizliği polikistik over anlamına gelmez. Polikistik over hastalarında genellikle yumurtlama düzensizliği (seyrekliği) dışında, adetlerin seyrek olması, aşırı tüylenme, şişmanlık gibi belirtiler de vardır. Hiç yumurtlama olmayan hastalarda ise genellikle beyinde hipofiz bezi ile ilgili problemler, menopoz, genetik bozukluklar gibi sebepler vardır.

Yumurtlama problemi (bozukluğu) nasıl anlaşılır? Belirtileri?
Yumurtlama ile ilgili belirtilerin hastada olmaması o ay için yumurtlama olmadığı hakkında şüphe uyandırabilir. Ancak tıbbi olarak bir kadında o ay yumurtlama (ovulasyon) olup olmadığını belirlemek için bazı yöntemler vardır. Bunlar:
– Ultrason ile büyüyen yumurtanın takibi ve yumurtlama olayının gözlenmesi
– Adetin 21. günü progesteron hormonu bakılması. Progesteron hormonu düzeyinin belli bir değerden (3 ng/ml) yüksek olması yumurtlama olduğunu gösterir.
– Adetin 21. günü rahim biyopsisi yapılması (endometrial biyopsi) Günümüzde pek uygulanmaz.
– Vücut ısısı takibi: Adetin 13.-15. günlerinde yumurtlama olduktan sonra kadının vücut ısısında yaklaşık yarım derece bir artış meydana gelir.
– Yumurtlama (ovulasyon) testleri

Polip ve Kısırlık

Polipler vücutta birçok organda oluşabilen, boyutları genellikle birkaç milimetre ile birkaç santimetre arasında değişen (nadiren daha büyük olabilir) iyi huylu oluşumlardır. Rahim içerisinde oluşan poliplere endometrial polip adı verilir, rahim ağzında oluşan poliplere servikal polip adı verilir.

Rahim ağzındaki polipler kısırlığa (infertilite) neden olur mu?
Kısırlık konusunda polip denilince akla genellikle rahim içerisinde oluşan endometrial polipler gelir. Çünkü rahim ağzındaki oluşan servikal polipler genellikle çok küçük milimetrik boyutlardadır ve kısırlıkla ilgili değillerdir. Rahim ağzındaki bir polip ancak rahim ağzının içerisinden rahim içerisine doğru uzanan kanalda (servikal kanal) yer alırsa spermlerin rahim içerisine doğru geçişine engel olabilir ki bu pratikte pek rastlanan bir durum değildir.

Rahim içerisindeki endometrial polipler gebe (hamile) kalmayı engeller mi?
Endometrial polipler infertil hastaların yaklaşık %10’unda bulunur, bunların bir kısmı aşırı kanama gibi şikayetlere neden olmadığı için farkedilmeyebilir. Bir kısmı infertilite nedenini araştırmaya yönelik yapılan SİS (sulu ultrason), histeroskopi gibi tetkikler sırasında farkedilir.
Endometrial polipler ile infertilite (kısırlık) arasındaki ilişki çok net olarak ispatlanmamış olsa da genel görüşler şu şekildedir:
– Küçük endometrial polipler (2 cm’den küçük) gebelik oluşmasına engel olmaz, kısırlık sebebi değildir, düşüğe neden olmaz. (Çok net ispatlanmış bir bilgi değil.) Bu nedenle kısırlık tedavisi öncesi veya gebelikten önce cerrahi olarak çıkartılmaları şart değildir. Ancak farkedilmişse genellikle tüp bebek uygulamalarından önce histeroskopik olarak çıkartılırlar.
– Büyük endometrial polipler (4-5 cm) rahim iç tabakasında (endometriumda) inflamasyona neden olarak, gebelik materyalinin yerleşmesine engel olarak gebelik şansını azaltabilir veya gebelik oluştuktan sonra düşüğe neden olabilir. Bu nedenle bunların ameliyatla çıkartılmaları önerilir.
– Yapılan bazı araştırmalarda polipin çıkartılmasının tüp bebek başarısını arttırmadığı gösterilmiştir. (kaynak)
– İnfertil hastada polip tespit edilmişse aşılama (IUI) ve tüp bebek (IVF) uygulamalarından önce histeroskopik yöntemle alınması önerilir.